25 Nisan 2009 Cumartesi


Yeni sayfa


Beklerim...

Read more...

Dükkan Taşınıyor

Çok uzaklara gitmiyorum aslında. 

www.ilkerugur.com adresi boşalınca oraya taşıma kararı aldım bloğu. Bir de önemli bir değişiklik olarak İngilizce yazacağım.

Bunun sebebi ise yurtdışı bağlantılarımın yazdıklarımı merak edip okuyamaması ve daha geniş bir kitleye ulaşma isteğim diyebilirim. 

Bir de kartvizitime yazacağım bir bloğum olsun istiyordum. Hem onu hem bunu tutmak vaktimi alacak. Zamanla futbol bloğunu da İngilizce tutmaya başlayacağım. Onu da ilkerugur.com altına taşımak istiyorum. 

Arşiv burada durmaya devam edecek. 

Read more...

13 Nisan 2009 Pazartesi

Geliyor

Read more...

9 Nisan 2009 Perşembe

Mütevazı olmayı başarabilen insanlara bayılıyorum. 


Bunu neden yazdığıma gelince. 

İnternet aleminde pek çok kişi ekranın karşısında kendisine yapay bir persona yaratmayı ve yaptığı işleri abartarak yansıtmayı çok seviyor. Bu aslında gerçek hayatta da böyle. Hangimiz iş yerimizde bir şey yapmadan oturup böbürlenen insanlardan şikayetçi değiliz ki. Ama internet bu güruhun kendilerini ve diğer kişileri kandırmasına çok elverişli bir ortam yaratıyor.

Bu güruhun bazı temsilcileri frienfeed'de de yer alıyor. Hemen her mecrada oldukları gibi. Orada yaptıkları işlerin ne kadar önemli olduğunu herkese anlatma ve bir yer etme derdindeler. Bunu göstermek için her fırsatı değerlendiriyorlar. Her başlığa bir yorum, en ufak hatada sataşma, kendini gösterme çabası.

Rixos olayında yaşananları hayretler içerisinde izliyorum. Tartışma nereden nereye geldi takip etmek bile oldukça güç olmaya başladı ama ben bu tartışmanın içerisinde sakin duran, yaptıkları işleri insanların gözüne sokmayan, kendisini övmeyen tarafı kendime daha yakın buluyorum. 

Bu tartışma devam ederken bazı insanları büyük bir hayranlıkla izliyorum. İsimlerini vermeyeceğim ama onlar zaten kendilerini biliyor. Bu kişiler Türkiye'de sadece internet sektöründe değil pek çok elle tutulur sektörde de kendilerini kanıtlamış ve egolarını arka plana atmayı başaran kişiler. Onların başardıklarını görüp, hayattaki başarılarını kazanılacak veya kaybedilecek bir tartışmaya bağlayanlar ve hayatlarını çekişme üzerine kuranlar için üzülüyorum. O hayat zor geçer arkadaşlar. 

Read more...

6 Nisan 2009 Pazartesi



Yeni Rakı - Yeni Seri ilan fotoları. 


Çeken kişi: Alptekin Baloğlu


Read more...

4 Nisan 2009 Cumartesi

Kirli Sepeti Bölüm 9
The one with Burcu Esmersoy

Read more...

Acıbadem Maslak






Süper bir hastane. Akıllı bina. İçeride kuş sesleri sizi karşılıyor. Hep bir sakinlik sukunet. Ama biraz tuzlu. Sağlık güvenceniz olmadan gitmeyi düşünmeyin. 

Read more...

Boş bir Cumartesi günü

Hanım sınava gitti, ardından arkadaşlarıyla buluşacak. Ben ve Kuduruk evdeyiz. Bu satırları şu an yazabiliyorsam tek sebebi Kuduruk'u odanın dışına atmış olmamdır. Kendisi tam bir teknoloji düşmanı.

Bu Cumartesi'ye boş diyorsam da siz inanmayın. Yapılması gereken bir ödevim var emba'in adını bilmediğim dersinde. Arz, talep vb. için grafik çiz diyor ama nasıl çizerim en ufak bir fikrim yok. 

Acıbadem Maslak hastanesine bri haftada iki kez gittim ve bir hastaneyle aramda duygusal bağ oluştuğunu ilk kez hissettim. Böyle bir mimari ve fonksiyonelliği ilk kez bir arada görüyorum. Dr. House'un hastanesinden daha güzel kesinlikle. Ama feci pahalı. 

Pahalı demişken sigorta şirketlerinden nefret ediyorum. Bir kez hasta olunca bir sonraki dönem onu poliçeden çıkartıyorlar ve siz de kalıyorsunuz resmen.  15 tane test + bir doppler ultrason 860 TL olur mu ya?

Büyük bir proje için üst düzey birisine bir mektup yazdım. Kendisiyle tanışıklığım olsa da resmiyete döktüm işi. Bakalım neler olacak?

Burcu Esmersoy programını çok beğendim. WoW oynamasına en çok şaşıran benim herhalde. O kadını ekran karşısında level atlamak için kasarken düşünemiyorum. 

İletişim Yayınları ve Aral İthalat programımıza destek veriyorlar sağolsunlar varolsunlar. Onlar için çok daha büyük kıyaklarım olacak yakın zamanda. (N.T. sorry for the match, H.Y. sorry to you too.)

Olimpiyat Stadı yayınımızda Hasan'ın maç anlatmasına bakıp bakıp kopuyorum. Mustafa Pektemek diye başlıyor ya orası bittiğim andır.

4 Haziran'da Londra'da süper bir seminer var. Football and Technology diye. Ona katılmam için davet geldi. Haydi TFF, haydi TFF haydi tam zamanı tam zamanı şimdi diyorum ve katkılarını bekliyorum. 

Finale 50 günden az kaldı. Bu hazırlıklarda yaşadığım off the record şeyleri yazsam olay olur herhalde. Ama benim yaşadıklarım Orhan Gorbon'un yaşadıklarının onda birisi olsa gerek.

İspanya maçında David Villa'yla fotoğraf çektirerek ilk kez bir futbolcuyla fotoğraf çektirmiş oldum. Röportajları saymıyorum. Ama bu isteğim üzerine çektirdiğim ilk fotoydu. David Villa'yı severim çok.

Uzunca bir yazı oldu sanki. Biraz da sonraki başlıklara bırakayım en iyisi.  


Read more...

31 Mart 2009 Salı

Once upon a time in New York

1848'den bir New York resmi. O zamanlar buranın adı New Amsterdam değil miydi ya?

Müzayedede 62,500 dolara satılmış. 

Bu çiftlik evinin olduğu yerde şimdi nice gökdelenler yükseliyor. Bu arada bazı sahaflarda süper fotolar oluyor. Sadece bakması bile çok eğlenceli tavsiye ederim. 

Read more...

30 Mart 2009 Pazartesi



Seçimler üzerine

-Dün oy kullanmak için okula gittiğimde başörtüsüz ne kadar az kadın kaldığını görüp bir garip oldum. O an Kılıçdaroğlu'nun kazanamayacağını anladığım andı aynı zamanda. Bu kadar oy çıkarması bile büyük başarıdır. Deniz Baykal'a da son yerel seçimi hayırlı ve uğurlu olsun diyorum bu sonuçla birlikte.

-Kağıthane'nin CHP'li başkan adayıyla Cumartesi günü pazarda karşılaştık. Ona oy vereceğim belliydi ve bunu açıkça söyledim. O an gözümün içine sen ver ama işimiz çok zor bakışını gördüm. Olmayacak duaydı, amin dedik. Olsun varsın. 

-Muhtar adayı genç bir çocuk vardı. Benle yaşıt olabilir belki. Etrafına mahallenin serserilerini toplamasına sinirlendim ve hali hazırdaki muhtara verdim oyumu. Sonucu hala bilmiyorum. Birisi bir yere gelme ihtimaline sahip olduğunda etrafı hemen çakallarla doluyor ya, kıl oluyorum. 

-Sındırgı'da CHP'nin kazanmasına acayip sevindim. Sırıtkan AKP'li belediye başkanı çok güveniyordu kendisine ve Sındırgı halkı bu özgüvenin cezasını verdi. Özgür Ertuğrul'a başarılar dileyelim ve bakalım yaptığı hac açılımı ne kadar tutacak. Malum kendisi 70 yaşın üzerindeki Sındırgılıları hacca götüreceğim vaadinde bulunmuştu. 

-Türkiye'deki bölünme bu seçimlerde çok göz önüne serildi bence. Güneydoğu Anadolu DTP, Sahiller CHP, Muhafazakar Orta Anadolu AKP. Bu bölünme gelecek için referans olmasın lütfen.

-Yandaş basın beni sadece güldürüyor. Güven tazeledi demişler Erdoğan için. Kendisi bile öyle demezken. Gerçekten komikler.  

-NTV'nin seçimler için yaptığı internet sayfası muhteşemdi. Çok kutlarım emeği geçenleri.
 

Read more...

Kirli Sepeti 8. Bölüm
Olimpiyat Stadı'nda Donma Halleri


Read more...

25 Mart 2009 Çarşamba

UEFA ziyareti bitirdi, ben de biter gibi oldum. 


Yarın Ümit Milli maç var. Hem görev hem keyif olacak. Kirli Sepeti'yle ilgili bir sürpriz de olacak. Ama asıl bomba haftaya geliyor.

Finale 56 gün kaldı. 

Seçime 4 gün kaldı. Kılıçdaroğlu kazanırsa çok sevineceğim. Öyle böyle sevinmek değil ama. 

Yaprak Dökümü denen diziyi çözemedim gitti. Ne saçmalıktır ya. Aşk-ı Memnu da apayrı bir olay. 

Blog aksıyor ama daha çok aksayacak. 20 Mayıs'a kadar beni idare edin. 


Read more...

20 Mart 2009 Cuma

Yedinci Bölüm

Read more...

19 Mart 2009 Perşembe

Değişen Zamanlar

Geçen sene Danimarka'ya gittiğimde başıma oldukça ilginç bir olay gelmişti. 

1 sene orada kalmış ve etrafta Türk olmadığı için rahatlıkla Danimarkaca öğrenmiştim kendimi idare edecek kadar. 

Danimarkaca telaffuzun zorlu olduğu bir dil. Telaffuzu öğrenmek için zorlu kelime öbeklerini esprili bir şekilde öğretiyorlar. 1997 senesinde öğrendiğim bu öbekleri geçen sene tanıştığım birisine söylediğimde suratıma garip garip bakmıştı. 

Sanki zaman makinasıyla 11 sene geriden gelmişim gibi bakmıştı bana. Meğersem o tabirlerin modası geçmiş. Yeni öbekler bulup onlara gülüyorlarmış. 

Garibime gitmişti o zaman ama günümüz liselilerinin konuşmalarını anlamadığımda aklıma bu olayı getirip teselli buluyorum:)

Read more...

14 Mart 2009 Cumartesi

Var mısın Yok musun üzerine

Bir süredir Var mısın Yok musun'u takip ediyorum. 

Bir arkadaşım yarışmacı oldu ve 85.000 TL kazandı. Ona faydası dokunsun diye istatistikleri de tutmuştum bir süre. Hala da devam ediyorum. Ben de yarışmacı olmak için başvurdum. Ev almak için bir faydası dokunsun diye. 

Nasıl kazanılacağı konusunda da kafa yoruyorum.

Bir kere 500.000'i kazanacak kişinin felaket cesur olması lazım. Son 4'e dört 500.000 veya onu geçtim 4 kırmızı taşımak çok zor. Dolayısıyla son iki de yaşanan ikilemi aşıp ikramiye kazanmak için cesaret lazım. 

İngiltere'de dün bir kız 1 penny ve 250.000 sterlin varken kutusuna gitmiş ve 250.000 almış örneğin. Bu cesareti gösterecek kişi kazanacak. 

Yarışmaya ihtiyacı olan yarışmacıları aldıkları için Acun Ilıcalı böyle bir riski taşımıyor. Bu tip bir durumda yarışmacı teklifi kabul ediyor. Zaten birkaç kez kutudan 500.000 çıktı. Ama kimse cesaret edemiyor.

4 tane 500.000 iyi bir opsiyon. 24 kutunun 4'ünde 500.000 var. Ama onikisinde de mavi var. Yani iki kutunun birinde mavi var. 4 kutuda sarı, 8 kutuda kırmızı var. Sarıları da geçersen kırmızı olması ihtimali maviden daha az ve bu o kutularda hangi rakam yazarsa yazsın Acun Ilıcalı'nın işine geliyor. Dört kutuya beş yüz bin yazmak yarışmacının aldığı teklifi arttırıyor. Bu da iyi bir şey sonuçta. Ama en büyük lütuf değil.

Bu rakamları kutulara noter koyuyor. Ben bir mantık olduğunu düşünüyorum. Yani gidip iki kırmızı koyuyorsa üçüncüsünü koymam ben olsam. Bu nedenle yarışmacının bir yanını 24 rakamın yazdığı bir listede her açılan kutunun numarasının yanına çıkan parayı yazarsa kırmızı bulma şansını bu mantık yürütmeyle azaltabilir diye düşünüyorum. Tabi bazı yarışmalarda arka arkaya koyabiliyor hain noter:)

Cem Yılmaz yarıştığı bölümde Hamdi Bey'i bulmaya gitmişti hatırlarsanız. Orada Hamdi'nin önünde bir bilgisayar açıktı. Ben o bilgisayarda teklif veren bir program olduğunu düşünüyorum. Çıkan rakamlar sistemden düşüldüğünde program verilecek teklifi söylüyor. Hamdi Bey denilen arkadaş da bu programın elçisi durumunda bence.

Neyse bu kadar Var mısın Yok musun yeter de artar bu bloğa. 

Biraz olasılık bilen bu yarışmada paraya para demez diyorum başka bir şey demiyorum. 

Read more...

13 Mart 2009 Cuma

Recep İvedik 2 ve reklamlar

Tamamen dışlamadığım bir seri bu. Recep İvedik'le vatan elden gidiyor, insanlar kültürsüz, herkes ayı söylemine çok katılmıyorum. Sonuçta kurgu diyor ve geçiyorum. 

Ama anlamadığım bir şey var. Atlas Jet sen nasıl bir firmasın ya. Geçen sene Isparta uçağı düştü. Pilot hatası dediler. Bir sene sonra Recep İvedik'te reklam yapıyorlar. Reklam da şöyle, Recep İvedik kabin görevlisi olarak işe giriyor. Düşersek birşey yapmayın zaten öleceğiz falan diyor. Pilotu kabin dışına çekip fırçalıyor. Bu ne sorumsuzluktur? O kazada ölenlere daha büyük bir saygısızlık var mı yani?

Sizin reklam mecranız Recep İvedik mi yani? 

Filme gelince. İlk filmden daha kötü bence. Sinema yorumcularımızla ilgili de bir yazı yazmam şart oldu.
    

Read more...

Kirli Sepeti 6. Bölüm

Read more...

12 Mart 2009 Perşembe

Sevdiğim şeyler

- Bir gece yolda uyumadan geçirip, sabah eve gelmek. O gün bir işim olmaması. Pijamaları geçirip üzerime yorganı çekip uykumu alıncaya kadar uyumak.

- Hoş bir yerde leziz bir yemek, arkadaşlarla zaman geçirip muhabbet etmek.

- İyi bir bilimkurgu veya felaket filmi.

- İş çıkışı muhabbetle birlikte soğuk bir bira. 

- Sürükleyici bir kitap. 

- Galatasaray'ın Avrupa Kupası'nda oynayacağı bir maçın başlamasını beklerken yaşanan o heyecan.

Devam edecek... 

Read more...

6 Mart 2009 Cuma

Beşinci Bölüm - Konuk Okay Karacan

Read more...

27 Şubat 2009 Cuma

Dördüncü Bölüm


Read more...

İzleyiciler

  © Blogger template Cumulus by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP