Birkaç şey ver. 1.02

16 Aralık 2008 Salı

Tatil bitti. Bir hızla çalışmalara giriştik. Streslerdeyim. Finale 5 ay kaldı.


Kuduruk'u iki gün evde yalnız bıraktığımızda evi savaş alanına çevirmiş. Huyu değişmiş. Kapı açma yeteneklerini mükemmelleştirmiş. Yavaş yavaş kendine geliyor. Dün akşamın Kuduruk açısından önemi kurmalı fareyle tanışmasıydı. Farenin çıkardığı ses ve delice hareketlerinden çok korktu.

Kedime yakında yeni bir video çekmeyi düşünüyorum. "Kuduruk Deli Kaleci" adında. 

9 günlük tatil gerçekten çok uzun. İşe adapte olmak çok zor oluyor. 

Virgin radyo favorilerimden. Ama online olarak nereden dinleyeceğimi bulamadım.

Friendfeed bağımlısı olmaya başlıyorum. Gerçekten inanılmaz bir şey. Bir anda inanılmaz bir networkün içerisinde buldum kendimi. 

Uzun bir aradan sonra Amazon.com'dan alışveriş yaptım. S.Ç. 26 Aralık'ta getirecek. Aldığım ürünler şöyle:

Brilliant Orange The Neurotic Genius of Dutch... $10.17  
Business Stripped Bare: Ad...   $17.79 (Richard Branson)
Inside Steve's Brain    $5.99  

Yılbaşında ne yapsam sorusu bünyeyi sarmış durumda. Son iki senedir 12'den önce uyuyorum. Bu sene farklı birşey yapsam çok şahane olacak. Ama ne?

Football Manager 2009'a sıfırdan başlamaya korkuyorum.

Her sabah uyandığımda çok şükür bugün Yemekteyiz programına katılmıyorum diyorum kendi kendime. Katılsam katil olurum herhalde. 

Hafta sonu maç var ve Mustafa Denizli çok konuşuyor. Galatasaray ciddiye alırsa Beşiktaş'ta son maçı olmasından korkuyorum. Neden korkuyorsam? 

Richard Branson hayranlığım depreşti. Kitaplarının siparişini verdim. Gelmesini ve hemen okumayı dört gözle bekliyorum.


Read more...

Facebook'tan çıkma vakti mi?

14 Aralık 2008 Pazar



Ya bu nedir gerçekten... Adamın Ergenokon'un başı olduğu iddia edilen Veli Küçük'e olan benzerliğine dikkat çekerim. 

Facebook bana bir komplo kuruyor ama anlamadım.


Read more...

Muhteşem yöneticilik başarıları




Bu ülkede kendilerine sadece başkanım dedirtmek için para döken insanlar var. Öyle bir eziklik ki bu ne yapsalar geçmiyor. Ticarette başarılılar, bazılarının karanlık ilişkileri var, bazıları sosyal ihtiyaçlarını çevrelerindeki yalakalardan gideriyorlar. Ortak özellikleri bir kulübün başkanı olmak. Bunun başlangıç noktası amatör kulüpler.

Orada başlıyor başkan yalakalığı, futbol diktatörlüğü. Futbolu çok iyi bilen, sokak arasında oynamış, sonradan görme ezik şahsiyet parasıyla bir kulübü adam etmeye girişiyor. Belki sıfırdan takım kuruyor. Hiçbir geçmiş, hiçbir gelenek ve taraftarı olmayan bir takımdan kulüp yaratmaya ve yükselmeyi hayal ediyor. 

Amatör ligde 100 milyar harcarken sezon boyunca ve zorlanırken 3. lige çıkmaya kasıyor. Halbuki bilmiyor ki çıktığı zaman başına gelecekleri. Bütçenin trilyonu vuracağını. Bir başarı gösterildi çıktı diyelim, 3. ligde paramparça olup amatör lige dönüyor ve sıfırı tükettiği için o takım hiç adam olmuyor. Sorumsuzca, gayet laubali bir tavırla kendisini bu işten sıyırıyor ve başka bir kapı arıyor kendisine.  

Bunların benzer türleri Süper Lig'de de mevcut. O kadar başarısız yöneticiler var ki. Futboldan bihaber, futbolun ne hale geldiğinin farkına varamamış, har vurup harman savuran bir insan güruhu. Futbolun artık profesyonellere bırakılmasının şart olduğunu görmedikleri sürece başarısız olmaya devam edecekler. 

Tüm bunları yazmama neden olan tek birşey var. O da Erdoğan Arıca'yı başa getiren Hacettepe yönetimi. Bir adam düşünün birkaç sezon önce maç bağladığı mahkeme kayıtlarına geçmiş, hiçbir başarısı olmayan, güzel bir hareket yaptı diye bir futbolcuya ana avrat düz giden birisi. Hacettepe'nin puanı 9 ve sondan ikinci sıradalar. Küme düşmenin en büyük adaylarından birisi onlar. Diğerleri de kimler mi? Cemal Aydın'ın Ankaragücü, kendi içinde çekişmekten iş göremeyen ve Mardan'ın parasına kalmış Antalyaspor, İlhan Cavcav'ın Gençlerbirliği ve toplamanın hası, Yılmaz Vural'a kadar düşmüş Kocaelispor. Bir de geçen sezon hariç her sezonun küme düşme yıldızlarından Denizlispor. 

Bu takımların başındaki teknik adamlar(ki bazılarından artık bögggh geldi) bir başka yazı konusu. Ama bu başarısızlığın sorumlusu onlar değil, onlara bu yükü bindirmeye çalışan beceriksizler ordusu. Yöneticiler. 


Read more...

Canlı maç anlatımı

Canlı maç anlatımı sporla ilgili pek çok internet sitesinin yaptığı özenildiği zaman zor olan ama ortalama herkesin yapabileceği bir olay. 


Yayınlar şifreli kanaldan yapıldığı için ciddi anlamda bir ziyaretçi toplayan bir servis aynı zamanda.

Bunu yaparken izlenen birkaç yol var:

Resmi internet siteleri olan uefa.com/fifa.org/tff.org gibi siteler yaptıkları maç anlatımlarında olabildiğince objektif olmaya özen gösteriyorlar. Kurum olmanın getirdiği bir ağırlık var ve yapılacak bir hata veya laubalilik çok ciddi bir muhalefete neden olabilir. uefa.com muhabir sitemiyle yoruma da oldukça yer vermeye başladı son bir senede. Bence en başarılı canlı anlatımı da onlar yapıyorlar. Tabi eldeki imkanlarla bu beklenir birşey. TFF 2 kişiyle maç anlatımı yaparken UEFA'nın elinde 50 kişilik departman bulunuyor.

Bağımsız sitelerden bazıları (Ajansspor, sporx vb.) büyük takımların daha küçük takımlarla maçlarını aktarırken anlatıcının tavrına göre büyük takıma kayarken derbi maçlarda kimsenin tepkisini çekmemek için çok daha objektif bir anlatımı tercih ediyorlar.

Bir de Guardian ekolü var. Muhabirlerine canlı anlatım yaptıran Guardian'ın Football Unlimited sayfaları adeta bir derya. Maç anlatımını esprilerle süslüyor(Eurovision  ve okur yorumları ve sorularıyla tamamen interaktif bir hale büründürüyorlar. Her okurun yorumlarını görmüyoruz çünkü mail atılıyor. uefa.com'da ise Euro 2008'de başlayan bir sistemle okur yorumlarına anlatım sayfasında yer verse de yorumlar Bastır Türkiye, Yürü Rusya, Haydi Real Madrid'in ötesine geçmiyor. Bir de anti Fenerliler var elbette. Her takım taraftarı kendi takımını destekleyip kimseye bok atmazken, Fener'in maçlarında Fener düşmanları çıkıyor bir anda ortaya ve Fener'e sallıyorlar sürekli. (Bu arada ben Fenerli değilim)

Tüm bunları şu nedenle yazdım. Guardian gibi maç anlatımına mı girişsem acaba? Zaman ayırabilir miyim?
  


  

Read more...

Bu mindmapping de ne oluyor?

12 Aralık 2008 Cuma



Mindjet Mindmanager diye bir program kullanıyorum. Eğer çok katmanlı bir işte çalışıyorsanız ve yaptığınız işlerin ciddi bir şekilde planlanması gerekiyorsa Mindmanager tam sizlik bir programdır. 

Biraz pahalı bir program olmasına rağmen, ben daha önceki işim nedeniyle bana gelen orijinal sürümü kullanmaktayım, aldığı paranın her kuruşunu hak eder.

İnternette de benzer versiyonları bulunuyor. Hatta online beyin fırtınası yapabilir ve arkadaşlarınızla müthiş fikirleri dakikalar içerisinde geliştirebilirsiniz. Mindomo ve Mindmeister gibi flash programlar Mindjet kadar efektif olmasa da iş görüyor. 

Bu tip programlarla vatan kurtaran kahve sohbetlerini iş planlarına çevirebilir, hatta bir site kurup üyelerle Türkiye'nin tüm sorunlarına çözüm önerileri bulabilir. Bu önerileri sunum haline çevirip yetkili mercilere aktarabilirsiniz. 

Çok tavsiye ediyorum. Mindmapping yazısının sebebi de bu programa olan hayranlığımdır. Anlamışsınızdır zaten. 


Read more...

İzleyiciler

  © Blogger template Cumulus by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP