2 Şubat 2009 Pazartesi


Çakma Montblanc



Montblanc kalemlerin hayranı çoktu. Tuzlu fiyatıyla önemli bir prestij simgesi olarak görülür. Bir Rolex saat, Moleskine defter, Svarowski mücevher gibi. 

Her prestij simgesinde olduğu gibi Montblanc'ın da taklitleri dört bir yanda.

Bunun Türkiye'deki membağı ise Kapalıçarşı. Aslında Tahtakale'de el altında da bol bol bulabilirsiniz. 

Kapalıçarşı'nın ara sokaklarında saatçilere biraz dikkatlice baktığınızda pek çok model Montblanc kalem de görürsünüz. Hepsi çakma olsa da orijinale çok yakın ve normale göre çok ucuz. 500 dolarlık bir kalemi 50 TL'den satışa çıkartıyorlar ve pazarlıkla 20 TL'ye indiriyorsunuz. 

Dükkan sahibi yemin ediyor bana gelişi 18 TL diye ama ben çok inanmıyorum. 

Bu arada Kapalıçarşı'da alınacak daha çok şeyler var. Örneğin uygun fiyata el yapımı oyuncak satan bir dükkan gördüm. Çok sayıda saatçi mevcut. Çakma kotlar, tshirler, elbiselerde Kapalıçarşı'nın olmazsa olmazları.

Vakit bulursanız gidip gezmenizi şiddetle tavsiye ederim. 


Read more...

1 Şubat 2009 Pazar

Earth TV

Sabahtan akşama kadar izleyebileceğim bir TV kanalı olsaydı bu Earth TV olurdu. 

Show Plus'ta saat başı yayınlanan Earth TV görüntüleri gerçekten muazzam. 

Canlı kamera bağlantısıyla dünyanın çeşitli şehirlerinden anlık görüntüler gösteren bu kanal çok yaratıcı bir iş öncelikle.

Kameralar yüksek çözünürlüklü olduğu için görüntü çok net geliyor ve trafik kamerası gibi düşük çözünürlüklü bir görüntü görmüyorsunuz.

Eğer o an gösterilen yer daha önce gittiğiniz veya bildiğiniz bir yerse içiniz bir hoş olabiliyor.

Geçen gün açtığımda Kopenhag'ı gösterdiler. Sonrasında ise Frankfurt'u. Çok hoşuma gitti. Önceki gün annemlerle seyrederken ise annemlerin oturdukları İzmir'i göstermeleri müthiş oldu. 

Earth TV çok harika bir kanal ve hiç gidemeyeceğiniz yerlerin görüntülerini 1 dakika boyunca sizin evinize taşıyor. Bir ton saçmalığın yer aldığı televizyonda güzel şeyler de çıkıyor arada bir. Earth TV kesinlikle bunlardan birisi.

Buraya tıklayarak sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Az önce açtım ve Kiev'de kaldığımız oteli gördüm. İnanılmaz cidden.

Read more...

29 Ocak 2009 Perşembe

Carlsberg'in bana hatırlattıkları

Carlsberg bira içtiğim zaman aklıma Danimarka günlerim geliyor hep.

Özellikle iş saatinde Carlsberg içtiğimde Danimarka'da okul çıkışı bir parkta içiyorum hissi geliyor ve o günleri özlüyorum.

Haderslev Danimarka'nın en popüler şehirlerinden birisi olmasa da benim için özel bir yerdi. Bir kere trenin uğramadığı ender yerlerden birisiydi. Bu nedenle biraz geri planda kalmıştı. Herkes haderslev'in dibindeki Vojens'ı bilirdi ama Haderslev hep middle of nowhere dedikleri yerlerden görülürdü. 17 yaşındaki bünyem bunu bir ara dert edip haderslev milliyetçisi bile kesilmiştir. Neyse Haderslev'in tüm okulları bir yokuş üzerindedir ve dümdüz ülkede bu yokuşu bisikletle küfrede küfrede çıkarsınız.

Her sabah saat 8.30 gibi herkes o yokuşu çıkar. Bazılarını aileleri bırakır, bazıları yürür ama çoğunluk bisiklet üzerindedir. Yokuşun yarısında bizdeki ilkokul ve ortaokul ayarındaki Folkeskole yer alır. En tepede lise, onun yanında şehir stadı ve bir yanda VUC. Yani devletin ücretsiz kurslarının verildiği eğitim merkezi.

Okulda teneffüslerde çocuklar dışarı çıkıp birer sigara içerdi. Ben çok şaşırırdım çünkü sigara içen öğretmenler arkadaşlarımdan ateş isterdi. Sigara çok pahalı olduğu için her teneffüs yarım yarım içen arkadaşlarım vardı. O soğuk havada titreye titreye sigaralarını içip içeri koşarlardı.

Ben en çok beden dersini severdim. Bir kere yapılabilecek her spor yapılırdı. Voleybol, basketbol, futbol, rugby ne varsa. Çok küçük ve şirin bir salonumuz vardı ve ben o dönemler pek atletik birisi olarak bu derste hep en iyiler arasında yer alıyordum.

Öğleden sonra 2-3 gibi ders biter ve herkes dağılırdı. Bisikletle o yokuşu inmek çok zevkli olsa da benim gibi freni iyi tutmayan bir bisiklete sahipseniz hep dikkat etmeniz gerekirdi. Bazen okul çıkışı bir pizza yemeye gidilir, bazen ise göl kıyısında bira içilirdi. Ama içtiğimiz bira da Carlsberg olmazdı hiç. Faxe diye bir yerel bira vardı. O fabrikada çalışma hayali kuran bir arkadaşım vardı. Hayat amacı buydu. Ben de ona çok kızmış ve çıkışmıştım. Bu nasıl hayal diye? O da bana herkes büyük adam olamaz gibisinden bir şey söylemişti.

O sınıftan çıkanların ne iş yaptığını bilmiyorum ama bir tanesi şu an Danimarka'da milletvekili. O zaman da çok aktif olarak politikayla ilgilenen Jesper'ı özlüyorum. Facebook sağolsun. Oradaki hemen hemen tüm arkadaşlarımı buldum. Kızların hepsi anne olmuş ama hiçbiri evli değil. Sınıftaki 3-5 erkekten birisi milletvekili, birisi ben, birisi fabrikada işçi diğerlerinden haber yok.

Dönüp o günlere baktığımda hayatın ne kadar hızlı geçtiğini görüyorum. 11 koca sene. Bir anda geçip gitmiş. Bunu görünce de diyorum ki "Bir bira daha açmalıyım ve devam etmeliyim. Her günün tadını çıkararak."

Read more...

24 Ocak 2009 Cumartesi

TV'den son bombalar


Bir haftalık TV izlenimleri sizlerle paylaşayım. 

Yemekteyiz: Uzun süredir kayıtsız kalamadığım bir yarışma. Bu kadar reyting alması gerçekten düşündürücü. Her programda bir manyak çıkıyor. Örneğin 100 kiloluk bir kadın vardı. Onu yemem bunu yemem diyor. Herkese sallıyor her yemeğe sallıyor. İtalya'da 11 yaşına kadar yaşamış peyzaj mimarı olan arkadaş da kültürünü gösterecek diye bir tarafını yırttı ama olmadı. Komik duruma düşüyor insanlar. Benim düzenlenecek bir bahçem olsa ve bu adam teklif verse ben adama işi vermeden üç kere daha  düşünürüm. 

Tadında Aşk Var: Çakma Yemekteyiz. Fox TV'de. 3 kız 2 erkek. Aşk arayışındalar. Yemek sonrası herkes kimden hoşlandığını söylüyor ve ona göre son gün eşleşiyorlar falan filan. Seviyenin yerlerde süründüğü, açık seçik seksist bir program. Ama erkeklerden birisi diğerinden elektrik alsa program ilginç yerlere gidebilir. Fox TV'ye ücretsiz danışmanlığım olsun bu da:)

Yabancı Gelin: İşte bu program acayip. Bir kere "Reyting almamız lazım. Ağzınıza ne gelirse söyleyin" demişler. Annelerde ikisi kızlara her şeyi söylüyor. Şu lafı duydum. "Bunlar fakir aslında, bir de kültürsüz, biz zenginiz bunlara göre(Kızlardan birisi Norveç'ten bu arada), o yüzden gelmişler ama hiç kendilerini göstermeye çalışmıyorlar. Biraz uğraşır insan beni memnun etmek için." Diğeri birisinin sandviçini mi ne ısırmış. Kız diyor ki ben onu özel hazırlamıştım. Anne diyor ki ben pis miyim. Isırıcam tabi falan filan" Kavga çıkıyor. Ciddi bir ayrımcılık var. Avrupalı kızlar karşısında Kazak ve Azeri kızı aşağılıyorlar filan. 

Yaprak Dökümü: Eşim baştan üç kere anlattı. Kim kiminle anlamadım gitti. Tam Yalan Rüzgarı. 

Yabancı Damat: Hafta içi sabahları işe giderken Kanal D'de yayınlanıyor. Bazı sahneleri süper çekilmiş gerçekten. Zamanında kıl olup izlememiştim. Hafif pişman oldum.

Evlilik Sanatı: Programda alt şerit hep sabit. İsmini Vermek İstemeyen İzleyici. Selin Karacehennem TV'de evlilik danışmanlığı veriyor. Bu arada kendisi aynı zamanda Tadında Aşk Var'ın danışmanı.


Read more...

21 Ocak 2009 Çarşamba


Hastalık halleri

-Pazartesi sabahı gayet normal bir şekilde evden çıktım. İşe gittim. Sabah simit yedim, krem peynirli. Ve yanında su içtim. Bu kadar. Öğlene doğru bir ürperme hissi. Yüzümde beyazlama. Öğlen bir toplantı, ardından bir tane daha ve sonrasında bir daha. Ofisten çıkıp otoparka indim. Otoparktaki serin havanın yüzüme çarpmasıyla birlikte inanılmaz bir titreme. Kanyon'un orada arabadan iniş ve eve kadar yürüme. Titreyerek. Hayatımın en uzun 10 dakikalarından. Anlayacağınız feci hasta oldum ve 2 gündür yatıyorum. Ağır bir grip. Yarın işbaşı yapacağım umarım.

-Evde yatarak geçirdiğim sürede işlerim aksadı. Yarına bitmesi gereken iki yazı var ve bir tanesi 15000 vuruş civarında.

-Bu arada cesaretlendim ve Türk futbolunu yeni bir şekle sokacak bir projemi federasyonla paylaşmaya karar verdim. Üst başlıklarını Genel Sekreter'e yolladım bile.

-Bu ay süper bir röportaj yapmak istiyorum ama kimle?

-Pazar annemler geliyor. Güzel bir hafta bekliyor bizi.

-Evde yatarken TV'deki şahane programları gözlemleme fırsatı buldum. Tadında Aşk Var favorilerimden. Selin Karacehennem harikalar yaratıyor.

-Geowyns İzmir'e maç istiyordu. Fildişi Sahili maçı layık görüldü. Enjoy.

Read more...

İzleyiciler

  © Blogger template Cumulus by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP