6 Şubat 2009 Cuma


INC. Dergisi






Maya Medya tarafından çıkarılan Inc. dergisi ABD orijinli bir dergi. 1979 yılında ilk sayısı çıkmış. Kurucusu Bernie Goldhirsh.



Goldhirsh ilk olarak Sail dergisini kurmuş ve 10 milyon dolara sattıktan sonra INC.'i çıkarmış. INC. Incorporation kelimesinin kısaltması. Kurulum aşamasındaki şirket girişim anlamına geliyor. Dergi de tamamen girişimcilik üzerine.



Türkiye'de üçüncü sayısı çıktı. Belli bir tempoyu yakaladılar. İnternet girişimlerine biraz daha yer verseler çok daha iyi olacaklar.



Benim gibi başarı hikayeleri okumaktan zevk alıyorsanız Inc. tam sizlik bir dergi.



Türkiye edisyonunun başarısını tam olarak ABD edisyonuyla karşılaştırdıktan sonra söylemek lazım aslında.



Ben bir de Fast Company ve Wired'ın Türkçe edisyonlarını istiyorum. Tek sebebim ise yabancı edisyonların fiyatının çok uçuk olması.

Read more...

Son Bir Hafta

-Öncelikle özürlerle başlamam lazım. Blogla ilgilenemedim ama UEFA ziyareti ve kendi işlerim fazlasıyla vaktimi aldı. Bilgisayarın başında oturma fırsatı bulamadım desem yeridir. 

-UEFA ziyaretiyle başlayalım. Çok verimli geçti. Planlar son aşamaya getirildi. Anlaşmalar yapılıyor ve inşaat çalışmaları en kısa sürede başlayacak ve son 20 gün deli bir hızla devam edecek. 

-Heyecanlandırıcı bir blog açma teklifi aldım. Ve bu kez para kazanacağım. Yakında detayları sizinle paylaşırım. 

-Televidyon.com'u ne kadar sevdiğimi söylemiştim daha önce. Orada bir programım olacak. ilk çekimi dün yaptık. Yayınlandığında burada sizlerle paylaşacağım. Programın adı Kirli Sepeti olacak ve zaman zaman burada paylaştığım hoşuma giden şeyleri orada Hasan Yalçın'la birlikte tartışacağız. 

-TamSaha'nın yeni sayısında Serdar Kuzuloğlu röportajı var. Okumanızı tavsiye ederim. 

-Gripten hala kurtulamadım. Kendimi iyi hissediyorum ama burnum akıyor ve boğazlarım dolu dolu böyle. 

-HemVarımHemYokum sitesi en hızlı gelişen sitem oldu. Her program özeti sonrası 200 kişi siteye giriyor. Var Mısın Yok Musun'da yarışmak ve bir ev parası kazanmak istiyorum. Evet başvurdum.

-Krizdeyiz efsane bir program. 7,5 liraya 8 kişilik yemek yapan tipler var. 

-Yemekteyiz'de inanılmaz bir kadın var. Herhalde TV tarihinin en itici insanı. 

-UEFA.com'la ilgili güzel gelişmeler bekliyorum. Olunca sizlerle paylaşacağım



Read more...

2 Şubat 2009 Pazartesi


Çakma Montblanc



Montblanc kalemlerin hayranı çoktu. Tuzlu fiyatıyla önemli bir prestij simgesi olarak görülür. Bir Rolex saat, Moleskine defter, Svarowski mücevher gibi. 

Her prestij simgesinde olduğu gibi Montblanc'ın da taklitleri dört bir yanda.

Bunun Türkiye'deki membağı ise Kapalıçarşı. Aslında Tahtakale'de el altında da bol bol bulabilirsiniz. 

Kapalıçarşı'nın ara sokaklarında saatçilere biraz dikkatlice baktığınızda pek çok model Montblanc kalem de görürsünüz. Hepsi çakma olsa da orijinale çok yakın ve normale göre çok ucuz. 500 dolarlık bir kalemi 50 TL'den satışa çıkartıyorlar ve pazarlıkla 20 TL'ye indiriyorsunuz. 

Dükkan sahibi yemin ediyor bana gelişi 18 TL diye ama ben çok inanmıyorum. 

Bu arada Kapalıçarşı'da alınacak daha çok şeyler var. Örneğin uygun fiyata el yapımı oyuncak satan bir dükkan gördüm. Çok sayıda saatçi mevcut. Çakma kotlar, tshirler, elbiselerde Kapalıçarşı'nın olmazsa olmazları.

Vakit bulursanız gidip gezmenizi şiddetle tavsiye ederim. 


Read more...

1 Şubat 2009 Pazar

Earth TV

Sabahtan akşama kadar izleyebileceğim bir TV kanalı olsaydı bu Earth TV olurdu. 

Show Plus'ta saat başı yayınlanan Earth TV görüntüleri gerçekten muazzam. 

Canlı kamera bağlantısıyla dünyanın çeşitli şehirlerinden anlık görüntüler gösteren bu kanal çok yaratıcı bir iş öncelikle.

Kameralar yüksek çözünürlüklü olduğu için görüntü çok net geliyor ve trafik kamerası gibi düşük çözünürlüklü bir görüntü görmüyorsunuz.

Eğer o an gösterilen yer daha önce gittiğiniz veya bildiğiniz bir yerse içiniz bir hoş olabiliyor.

Geçen gün açtığımda Kopenhag'ı gösterdiler. Sonrasında ise Frankfurt'u. Çok hoşuma gitti. Önceki gün annemlerle seyrederken ise annemlerin oturdukları İzmir'i göstermeleri müthiş oldu. 

Earth TV çok harika bir kanal ve hiç gidemeyeceğiniz yerlerin görüntülerini 1 dakika boyunca sizin evinize taşıyor. Bir ton saçmalığın yer aldığı televizyonda güzel şeyler de çıkıyor arada bir. Earth TV kesinlikle bunlardan birisi.

Buraya tıklayarak sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Az önce açtım ve Kiev'de kaldığımız oteli gördüm. İnanılmaz cidden.

Read more...

29 Ocak 2009 Perşembe

Carlsberg'in bana hatırlattıkları

Carlsberg bira içtiğim zaman aklıma Danimarka günlerim geliyor hep.

Özellikle iş saatinde Carlsberg içtiğimde Danimarka'da okul çıkışı bir parkta içiyorum hissi geliyor ve o günleri özlüyorum.

Haderslev Danimarka'nın en popüler şehirlerinden birisi olmasa da benim için özel bir yerdi. Bir kere trenin uğramadığı ender yerlerden birisiydi. Bu nedenle biraz geri planda kalmıştı. Herkes haderslev'in dibindeki Vojens'ı bilirdi ama Haderslev hep middle of nowhere dedikleri yerlerden görülürdü. 17 yaşındaki bünyem bunu bir ara dert edip haderslev milliyetçisi bile kesilmiştir. Neyse Haderslev'in tüm okulları bir yokuş üzerindedir ve dümdüz ülkede bu yokuşu bisikletle küfrede küfrede çıkarsınız.

Her sabah saat 8.30 gibi herkes o yokuşu çıkar. Bazılarını aileleri bırakır, bazıları yürür ama çoğunluk bisiklet üzerindedir. Yokuşun yarısında bizdeki ilkokul ve ortaokul ayarındaki Folkeskole yer alır. En tepede lise, onun yanında şehir stadı ve bir yanda VUC. Yani devletin ücretsiz kurslarının verildiği eğitim merkezi.

Okulda teneffüslerde çocuklar dışarı çıkıp birer sigara içerdi. Ben çok şaşırırdım çünkü sigara içen öğretmenler arkadaşlarımdan ateş isterdi. Sigara çok pahalı olduğu için her teneffüs yarım yarım içen arkadaşlarım vardı. O soğuk havada titreye titreye sigaralarını içip içeri koşarlardı.

Ben en çok beden dersini severdim. Bir kere yapılabilecek her spor yapılırdı. Voleybol, basketbol, futbol, rugby ne varsa. Çok küçük ve şirin bir salonumuz vardı ve ben o dönemler pek atletik birisi olarak bu derste hep en iyiler arasında yer alıyordum.

Öğleden sonra 2-3 gibi ders biter ve herkes dağılırdı. Bisikletle o yokuşu inmek çok zevkli olsa da benim gibi freni iyi tutmayan bir bisiklete sahipseniz hep dikkat etmeniz gerekirdi. Bazen okul çıkışı bir pizza yemeye gidilir, bazen ise göl kıyısında bira içilirdi. Ama içtiğimiz bira da Carlsberg olmazdı hiç. Faxe diye bir yerel bira vardı. O fabrikada çalışma hayali kuran bir arkadaşım vardı. Hayat amacı buydu. Ben de ona çok kızmış ve çıkışmıştım. Bu nasıl hayal diye? O da bana herkes büyük adam olamaz gibisinden bir şey söylemişti.

O sınıftan çıkanların ne iş yaptığını bilmiyorum ama bir tanesi şu an Danimarka'da milletvekili. O zaman da çok aktif olarak politikayla ilgilenen Jesper'ı özlüyorum. Facebook sağolsun. Oradaki hemen hemen tüm arkadaşlarımı buldum. Kızların hepsi anne olmuş ama hiçbiri evli değil. Sınıftaki 3-5 erkekten birisi milletvekili, birisi ben, birisi fabrikada işçi diğerlerinden haber yok.

Dönüp o günlere baktığımda hayatın ne kadar hızlı geçtiğini görüyorum. 11 koca sene. Bir anda geçip gitmiş. Bunu görünce de diyorum ki "Bir bira daha açmalıyım ve devam etmeliyim. Her günün tadını çıkararak."

Read more...

İzleyiciler

  © Blogger template Cumulus by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP