Politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hasan Cemal - 4 Kasım 2008

4 Kasım 2008 Salı

Sayın Başbakan;
Hafta sonunu Güneydoğu’da seçim kampanyasıyla geçirdiniz. Van‘da, Hakkâri‘de, Yüksekova‘da yaptığınız konuşmaları televizyon ekranlarından izledim.
Yeni bir şey söylemediniz.
2005 yılı Diyarbakır konuşmanızın da çok gerisindeydiniz.
Daha çok eskiler gibi konuştunuz.
Hafta sonunu geçirdiğiniz o coğrafyayı biliyorum. Eski liderlerle, bir Demirel’le, bir Çiller‘le, bir Yılmaz‘la da oraları dolaşmış, onları da dinlemiştim.
Siz de eskileri çağrıştırdınız.
Demirel de önce ‘Kürt realitesi’ demiş, sonra unutmuştu.
Çiller de önce ‘Bask modeli’ demiş, sonra unutmuştu.
Yılmaz da önce ‘AB yolu-Diyarbakır yolu’ demiş, sonra unutmuştu.
Sayın Başbakan;
Galiba siz de Diyarbakır ‘05 konuşmasını unuttunuz.
Seçim, oy hesaplarıyla mı?..
Olabilir.
Konuşmalarınızda hiç kuşkusuz bazı doğrular da vardı. Bir başka deyişle, PKK ve şiddetle, küçük çocukların meydanlara sürülmesiyle ilgili doğru ve haklı eleştiriler...
Ama bence üslup ve muhteva açısından yanlışlar fazlasıyla ağır bastı. ‘Kürt meselesi’nin özünü de kaçırdınız. Belki de o özün ne olduğunu bile bile...
Sözü uzatmak istemiyorum.
Aşağıda bir alıntı var, Baskın Oran’ın 12 Ekim 08 tarihli Radikal 2’de çıkan bir yazısından.
Daha önce okumadıysanız, bir göz atmanız yararlı olabilir, Kürt meselesi nedir, ne değildir açısından...
* * *
“Son 15 günden birkaç olay...
Bir:
Aliağa Kaymakamı, Rojda Bayram isimli bir öğrencinin şiir okuyacağını öğrenince müdüre, “Başka isimde öğrenci bulamadınız mı!” diyerek ilkokul açılış programını iptal ettirdi (Taraf, 19.09.08).
İki:
DTP milletvekilleri geçerken selam durmak yerine arkasını dönen Meclis polisleri sonunda bir de TBMM İdare Amiri Sırrı Sakık’ın resminin üstünü kağıtla kapattılar (N. Durukan, Milliyet, 19.09.08).
Üç:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Cüneyd Zapsu’yu kastederek “Erdoğan’ın tüm danışmanlarının Kürt olması tesadüf mü? Türkiye düşmanlarını yanlış yerde arıyor” diye yazan Uğur İpekçi’yi suçsuz buldu (Radikal, 01.10.2008).
Dört:
TSK ve yargı mensupları TBMM’nin açılış oturumuna katılmadılar (Taraf, 02.01.08). Daha önce de Genelkurmay 30 Ağustos kutlama kokteyline DTP milletvekillerini davet etmemişti. Askerler Cumhurbaşkanı Gül’ün yemin törenine katılmamışlardı. Org. Mustafa Muğlalı adının 1943’deki toplu cinayet mahalli Özalp’te bir kışlaya verildiğini hatırlıyorsunuzdur (Milliyet, 13.05.04). Başbakan DTP’li eli sıkmıyor.
Beş:
Hakkari Yüksekova’da belediyenin ilçeye astırdığı ve “Yüksekovalıların Ramazan Bayramı Mübarek Olsun” diyen Kürtçe pankart polis tarafından indirtildi (Radikal, 02.10.08). Hani Kürtçe yasak değildi?
Altı:
Ölen PKK’lıların mevlidine katıldı diye 12 DTP’liye “PKK propagandası yapmak”tan 10’ar ay hapis cezası verildi (M. H. Benli, Radikal, 03.10.08).
Ve yedi:
Bir gazeteci, Bolu Express’te çıkan “Türk, işte karşında düşmanın!” başlıklı köşe yazısında, kimi DTP’lilerin adlarını tek tek sıraladı ve her şehit için DTP’li öldürülmesini istedi. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı bu yazıyı “fikir özgürlüğü” olarak değerlendirdi ve takipsizlik kararı verdi. Mahkeme de bu kararı isabetli buldu (Milliyet, 02.10.08).
Gazeteci Kürt olsa, bu “X” harfinden gazetesi kapatılırdı (örnek: Radikal, 22.01.08), Ama benim derdim başka: Bu zat yazısına devamla “... ayrıca, DTP’lilerin anaları da sinkaf edilmelidir” demiş olsa, acaba hakkında o zaman soruşturma açılır mıydı?
Hiç sanmam.
Yazdım ya, ANAP milletvekili Süleyman Sarıbaş, Azınlık Raporu çıkınca bendeniz ve Prof. Kaboğlu hakkında Meclis kürsüsünden, “Azınlık arayanlar, analarına, babalarının kim olduğunu bir kez daha sormalıdırlar. Ey Türk, titre ve özüne dön. Ne mutlu Türk’üm diyene” (Hürriyet, 27.10.04) diyerek bizi piç, ölmüş analarımızı orospu, ölmüş babalarımızı deyyus ilan etmişti.
Ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de 16.01.2007’de bu sözleri akladı. Bu memlekette ancak kimlerin anasına-babasına sinkaf çekilirse yargıçlarımız mahkumiyet kararı verebilirler, sizlerin tahminine bırakıyorum.
Yahu, Ortaçağ tarihinde okurduk, şaşardık “100 Yıl Savaşları” mı olurmuş diye.
Şeyh Sait’ten hesaplayın, bizimki şimdiden 83 yıl oldu.
Ha gayret!
Bir de anaların Kürtçe ağıtlarını yasaklarsak arayı bir anda kapatma hatta aşma imkanı var.” (Baskın Oran, Radikal 2, 12 Ekim 08).

Milliyet.com.tr'den alınmıştır.

Read more...

Who’s Nailin Paylin?

14 Ekim 2008 Salı



Amerikan porno endüstrisinin adaptasyon yeteneğine hayranım. ABD seçimleri öncesi Cumhuriyetçi Parti'nin başkan yardımcısı adayı Sarah palin'in bir benzerini bulup ona porno çektirmişler ve bunun satışına başlamışlar. Fimin adı da yukarıda yazıyor. Sarah Palin'in porno karşıtı bir muhafazkar olduğunu da belirtmemiz gerek. Porno sektörü seçim sonuçlarına bakmadan pozisyon alarak ne kadar cesur olduğunu bir kez daha gösteriyor. Biz de Chiller'ı kim öpüyor? diye bir film yayınlansa neler olur acaba?

Read more...

Komutanlar üzerine...

2 Eylül 2008 Salı

Komutanlar sanki devlet içinde devlet gibi, belki daha doğrusu bir siyasal parti gibi hareket eden bir kurumun liderleriymiş gibi kürsüye çıkmışlar, yakın gelecek vizyonunu özetliyorlar.
Bizim askerde bu var.
Ama demokrasilerde bu yok!
Komutanların konuşmalarında olan, ancak demokrasilerde olmayan başka şeyler de dikkatimi çekiyor.
Üniter devlet üzerinde konuşuyorlar. Onların gözünde tabu olan bir konu bu.
Oysa böyle bir tabu olamaz.
İsteyen üniter devleti de tartışır demokrasilerde, örneğin federasyon fikrini de savunabilir. Bu yüzden kimse de onu vatan haini veya iç düşman ilan edemez.
Bunun gibi Fransa da üniter devlet. Fakat, bu ‘üniter devlet’in okullarında Fransızca’nın dışındaki bazı diller de seçimlik ders olarak okutulur; bazı azınlık dillerinde eğitim de mümkündür.
Türkiye’de de olabilir bunlar.
İsteyen de savunabilir.

Hasan Cemal - 02.09.2008

Read more...

Kapak

19 Haziran 2008 Perşembe



Muhtıra vermek suçtur... Anayasa Mahkemesi’nin anayasayı çiğnemesi de suçtur.
Suçlu duruma düşmek istemiyorsanız hukukun çizgileri dışına çıkmayın, yasaları çiğnemeyin.
Genelkurmay, “yargı önünde hesap vereceğimi” söylüyor.
Ben bu ülkede otuz yıldır yazı yazıyorum, o sanık sandalyesine çok oturdum.
Sorun, yazarlar sık sık sanık sandalyesine otururken, suç işleyen generallerden hiçbirinin o sandalyeye oturmaması.
Aramızda böyle bir eşitlik oluştuğunda Türkiye de düze çıkacaktır, emin olun.
Ama en iyisi, hiçbirimizin o sandalyeye oturmadığı, herkesin hukuka saygılı olduğu bir ülke kurabilmektir.
Bizim amacımız da zaten budur.
Bunun için hukuka uymayan eylemleri eleştiriyoruz.

Ahmet Altan - Taraf - 15.06.2008

Read more...

İzleyiciler

  © Blogger template Cumulus by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP