Lost: Nasıl?

24 Mart 2008 Pazartesi



Uzun bir süre kayıtsız kalmayı becersem de Lost illeti beni de sarmış durumda. Muhteşem bir dizi ve ne kadar övsem az. Oyungezer'de tanıtımını okuduğum Lost: Nasıl? kitabını aldım ve okumaya başladım. Adanın gizemlerini, dizide yapılan göndermeleri derli toplu olarak bulabileceğiniz kitabı her Lost fanına tavsiye ederim. Yazarı Bahadır İçel iyi bir çalışmaya imza atmış ama biraz mütevazı olması lazım sanki. Dünyadaki en eşsiz, iddialı ve cesur Lost kitabıymış bu kitap. Benim tavsiyem bunu sen deme Bahadır kardeş bırak biz diyelim. Fiyatı 10 YTL bu arada.

Read more...

Şükür Sendromu

20 Mart 2008 Perşembe

Futbola çok girmek istemiyorum bu blogda ama yazmam gereken bir şey var. Van Nistelrooy, 2006 Dünya Kupası'nda Van Basten'le problem yaşamış ve küskünleri oynamıştı. Aceto abimiz Hollanda Futbol Federasyonu'nun baskısıyla ameliyat olmuş olabileceğini yazmış Barselona medyasından alıntılıyarak. Ben 2006'yı unuttuğunu zannetmiyorum ve yine küsebileceği bir turnuva var önünde. Hazırlık maçları sonrası belki kadroda bile olmaz. Sürpriz olur ama bir olasılık.
Bu olayı Hakan Şükür'e havale edersek. Bizim her daim küskünümüz de o. En zor yönetilen Türk futbolcularından birisi. Ama adam verimli, bitti diye yazıldığı gün Moldova'ya 4 gol atıyor. İlk ikisinde küskün üç ve dörtte inanmayan gözlerle müthiş bir sevinç. Ortada resmi sorun olmasa da adının karıştığı sendromlar var. Tekke-Şükür, Gökhan Ünal-Şükür, Altıntop-Şükür tartışmalarının kaynağı Hakan Şükür'ün tahmin edilemez varoluşudur. Bu sorunu Hollanda da yaşamakta ve bizim gibi çözümsüzlük denizinde yüzmektedir.
Çözüm önerilerinden birisi Şükür futbolu bıraksın olabilir. Terim kadroya almasın olabilir. İlkini rüyamızda görürüz, ikincisini ise pozisyonsuz geçip 3-0 kaybedilen Portekiz maçının ardından Terim başının üzerinde sallanan Demokles'in kılıcı olarak.

Read more...

Good Will Hunting

17 Mart 2008 Pazartesi



Sean: So if I asked you about art, you'd probably give me the skinny on every art book ever written. Michelangelo, you know a lot about him. Life's work, political aspirations, him and the pope, sexual orientations, the whole works, right? But I'll bet you can't tell me what it smells like in the Sistine Chapel. You've never actually stood there and looked up at that beautiful ceiling; seen that. If I ask you about women, you'd probably give me a syllabus about your personal favorites. You may have even been laid a few times. But you can't tell me what it feels like to wake up next to a woman and feel truly happy. You're a tough kid. And I'd ask you about war, you'd probably throw Shakespeare at me, right, "once more unto the breach dear friends." But you've never been near one. You've never held your best friend's head in your lap, watch him gasp his last breath looking to you for help. I'd ask you about love, you'd probably quote me a sonnet. But you've never looked at a woman and been totally vulnerable. Known someone that could level you with her eyes, feeling like God put an angel on earth just for you. Who could rescue you from the depths of hell. And you wouldn't know what it's like to be her angel, to have that love for her, be there forever, through anything, through cancer. And you wouldn't know about sleeping sitting up in the hospital room for two months, holding her hand, because the doctors could see in your eyes, that the terms "visiting hours" don't apply to you. You don't know about real loss, 'cause it only occurs when you've loved something more than you love yourself. And I doubt you've ever dared to love anybody that much. And look at you... I don't see an intelligent, confident man... I see a cocky, scared shitless kid. But you're a genius Will. No one denies that. No one could possibly understand the depths of you. But you presume to know everything about me because you saw a painting of mine, and you ripped my fucking life apart. You're an orphan right?

[Will nods]

Sean: You think I know the first thing about how hard your life has been, how you feel, who you are, because I read Oliver Twist? Does that encapsulate you? Personally... I don't give a shit about all that, because you know what, I can't learn anything from you, I can't read in some fuckin' book. Unless you want to talk about you, who you are. Then I'm fascinated. I'm in. But you don't want to do that do you sport? You're terrified of what you might say. Your move, chief.

Read more...

Digital Age

16 Mart 2008 Pazar


Kapital Dergi Grubu'nun yeni çıkan teknoloji dergisi. Baskısı ve içeriğiyle Wired'ı hatırlattı bana. Fiyatı biraz tuzlu 7,5 YTL. Yıllık aboneliği 50 YTL. TV reklamları gereçkten mide bulandırıcı. ALi Poyrazoğlu seslendiriyor.

Ama ilgi çekici bazı yazılar var içerisinde. 5 YTL'ye düşseler hiç fena olmayacak ama 7,5 YTL'ye çok satacağını düşünmüyorum. Teknoloji dergileri piyasasında büyük çekişme var ve reklam verenler bolca olduğunda bu çekişmeye her gün yeni dergiler ekleniyor. Digital Age kaliteli ama ya çok daha iyi ve orijinal içerik sunmalı veya fiyat rekabetinin içerisine girmeli. Bir de röportajlarını karşılıklı yapmalılar. Paul Doany röportajının email aracılığıyla yapıldığı çok belli.

Read more...

Cogito


Mevsimlik dergi Cogito'nun 53. sayısı fanatizme ayrılmış. Sadece Levent Cantek'in çizgi roman fanatizmiyle ilgili yazısı ve Mete Tunçay-Murat Paker söyleşisi için bile alınabilir. Levent Cantek'in yazısından bir alıntıyla kısa keselim: "Lisedeyken bir hocamız 'Fanatik, ölümü arayandır' demişti; çok açık konuşmamıştı ama bize ölüme ve öldürmeye methiyelerle dolu bir hayat yaşadığımızı anlatmak istiyordu."

Read more...

İzleyiciler

  © Blogger template Cumulus by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP