Alınacak kitaplar

10 Kasım 2008 Pazartesi


Read more...

Derbi üstüne birkaç kelam...

Galatasaray açısından kabus bir skor. Öne geçtiğin maçı 4-1 kaybedeceksin. Olacak iş değil.

İlk yarı Fenerbahçe'nin kaleyi bulan şutu sadece 1. Attığı gol ise 2. Verimlilikte son nokta.

Alex'in yokluğu Fener orta sahasını dirençli kılıyor. Meira ve Ayhan baskı yedikleri anlarda orta sahayla Fener ceza sahası arasına rahat top atamayınca Galatasaray'ın oyunu 30 metreye sıkışıyor.

Emre Aşık ah Emre Aşık.

Servet defansın lideri ve ofsayt çizgisini onun çizmesi gerek. Ama nasıl oluyor anlamıyorum Servet ofsaytı bozuyor ve 3. gol oluyor. De Sanctis'in Youtube'a giremediği belli Roberto Carlos frikiklerini yasak nedeniyle izleyememiş. Bırakın ne olacak ki? diyordu.

Fenerbahçe için aldatıcı skor. Ankaraspor için ciddi bir avantaj olabilir Fenerbahçe'nin rahatlığı. 6-0'ın olduğu sezon Fenerbahçe'nin ligi bitirdiği yer bu oyunu devam ettirirse bu sezon için referans olabilir.

Edu ikili dirsek ne demek öğretti herkese. Servet'in elmacık kemiği kırılmış. Servet de buna karşılık Osmanlı tokadı nedir gösterdi cümle aleme.

Sonuçta Skibbe bir kez daha zayıf not aldı. Bakalım sezon sonu karnesi ne olacak hatta o karneyi görebilecek mi acaba?

Read more...

Spiker farkı

7 Kasım 2008 Cuma

Bir tarafta sahadaki Galatasaray'dan feyz alan, rahat sakin bir anlatımla maçı anlatan Yalçın Çetin.

Diğer tarafta Fenerbahçe orta sahayı geçtiği an heyecandan kontrolünü kaybeden, 40 metrelik şutlardan medet uman Sabri Ugan, Ertem Şener vb. tayfası.

İlker Yasin yetiştiği TRT ekolünü biraz hatırlasa ve ona uygun maç anlatmaları talimatını verse hiç fena olmayacak sanki. İnsanlar artık isyan noktasına geldiler çünkü.

Yalçın Çetin hakkında bilgi de vereyim biraz. Kendisi biraz uzun olup başta ürkütücü görünse de çok sıcakkanlı ve eğlenceli bir insandır. Hayatında unutamadığı maçların başında Türkiye-Senegal karşılaşması gelir. İlhannnnn diye bağırışını unutanımız yoktur herhalde. Dün yine müthiş bir maç anlattı. Hiç rahatsız etmedi, golleri bile abartmadı. Galatasaray'ın sahadaki sakinliği ona da yansımıştı.

Read more...

Yahudi Efendi

6 Kasım 2008 Perşembe




Muhteşem bir kitap... Çok sürükleyici, çok iyi yazılmış.

Konu gerçekten ilginç.

Vahdettin'in gayrimeşru Yahudi oğlunun hayat hikayesi.

Vamık Volkan'dan tescilli.

Fiyatı 9.90 YTL. Boyutu cep kitabı boyutu. Şiddetle tavsiye ediyorum.

Read more...

Hasan Cemal - 4 Kasım 2008

4 Kasım 2008 Salı

Sayın Başbakan;
Hafta sonunu Güneydoğu’da seçim kampanyasıyla geçirdiniz. Van‘da, Hakkâri‘de, Yüksekova‘da yaptığınız konuşmaları televizyon ekranlarından izledim.
Yeni bir şey söylemediniz.
2005 yılı Diyarbakır konuşmanızın da çok gerisindeydiniz.
Daha çok eskiler gibi konuştunuz.
Hafta sonunu geçirdiğiniz o coğrafyayı biliyorum. Eski liderlerle, bir Demirel’le, bir Çiller‘le, bir Yılmaz‘la da oraları dolaşmış, onları da dinlemiştim.
Siz de eskileri çağrıştırdınız.
Demirel de önce ‘Kürt realitesi’ demiş, sonra unutmuştu.
Çiller de önce ‘Bask modeli’ demiş, sonra unutmuştu.
Yılmaz da önce ‘AB yolu-Diyarbakır yolu’ demiş, sonra unutmuştu.
Sayın Başbakan;
Galiba siz de Diyarbakır ‘05 konuşmasını unuttunuz.
Seçim, oy hesaplarıyla mı?..
Olabilir.
Konuşmalarınızda hiç kuşkusuz bazı doğrular da vardı. Bir başka deyişle, PKK ve şiddetle, küçük çocukların meydanlara sürülmesiyle ilgili doğru ve haklı eleştiriler...
Ama bence üslup ve muhteva açısından yanlışlar fazlasıyla ağır bastı. ‘Kürt meselesi’nin özünü de kaçırdınız. Belki de o özün ne olduğunu bile bile...
Sözü uzatmak istemiyorum.
Aşağıda bir alıntı var, Baskın Oran’ın 12 Ekim 08 tarihli Radikal 2’de çıkan bir yazısından.
Daha önce okumadıysanız, bir göz atmanız yararlı olabilir, Kürt meselesi nedir, ne değildir açısından...
* * *
“Son 15 günden birkaç olay...
Bir:
Aliağa Kaymakamı, Rojda Bayram isimli bir öğrencinin şiir okuyacağını öğrenince müdüre, “Başka isimde öğrenci bulamadınız mı!” diyerek ilkokul açılış programını iptal ettirdi (Taraf, 19.09.08).
İki:
DTP milletvekilleri geçerken selam durmak yerine arkasını dönen Meclis polisleri sonunda bir de TBMM İdare Amiri Sırrı Sakık’ın resminin üstünü kağıtla kapattılar (N. Durukan, Milliyet, 19.09.08).
Üç:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Cüneyd Zapsu’yu kastederek “Erdoğan’ın tüm danışmanlarının Kürt olması tesadüf mü? Türkiye düşmanlarını yanlış yerde arıyor” diye yazan Uğur İpekçi’yi suçsuz buldu (Radikal, 01.10.2008).
Dört:
TSK ve yargı mensupları TBMM’nin açılış oturumuna katılmadılar (Taraf, 02.01.08). Daha önce de Genelkurmay 30 Ağustos kutlama kokteyline DTP milletvekillerini davet etmemişti. Askerler Cumhurbaşkanı Gül’ün yemin törenine katılmamışlardı. Org. Mustafa Muğlalı adının 1943’deki toplu cinayet mahalli Özalp’te bir kışlaya verildiğini hatırlıyorsunuzdur (Milliyet, 13.05.04). Başbakan DTP’li eli sıkmıyor.
Beş:
Hakkari Yüksekova’da belediyenin ilçeye astırdığı ve “Yüksekovalıların Ramazan Bayramı Mübarek Olsun” diyen Kürtçe pankart polis tarafından indirtildi (Radikal, 02.10.08). Hani Kürtçe yasak değildi?
Altı:
Ölen PKK’lıların mevlidine katıldı diye 12 DTP’liye “PKK propagandası yapmak”tan 10’ar ay hapis cezası verildi (M. H. Benli, Radikal, 03.10.08).
Ve yedi:
Bir gazeteci, Bolu Express’te çıkan “Türk, işte karşında düşmanın!” başlıklı köşe yazısında, kimi DTP’lilerin adlarını tek tek sıraladı ve her şehit için DTP’li öldürülmesini istedi. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı bu yazıyı “fikir özgürlüğü” olarak değerlendirdi ve takipsizlik kararı verdi. Mahkeme de bu kararı isabetli buldu (Milliyet, 02.10.08).
Gazeteci Kürt olsa, bu “X” harfinden gazetesi kapatılırdı (örnek: Radikal, 22.01.08), Ama benim derdim başka: Bu zat yazısına devamla “... ayrıca, DTP’lilerin anaları da sinkaf edilmelidir” demiş olsa, acaba hakkında o zaman soruşturma açılır mıydı?
Hiç sanmam.
Yazdım ya, ANAP milletvekili Süleyman Sarıbaş, Azınlık Raporu çıkınca bendeniz ve Prof. Kaboğlu hakkında Meclis kürsüsünden, “Azınlık arayanlar, analarına, babalarının kim olduğunu bir kez daha sormalıdırlar. Ey Türk, titre ve özüne dön. Ne mutlu Türk’üm diyene” (Hürriyet, 27.10.04) diyerek bizi piç, ölmüş analarımızı orospu, ölmüş babalarımızı deyyus ilan etmişti.
Ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de 16.01.2007’de bu sözleri akladı. Bu memlekette ancak kimlerin anasına-babasına sinkaf çekilirse yargıçlarımız mahkumiyet kararı verebilirler, sizlerin tahminine bırakıyorum.
Yahu, Ortaçağ tarihinde okurduk, şaşardık “100 Yıl Savaşları” mı olurmuş diye.
Şeyh Sait’ten hesaplayın, bizimki şimdiden 83 yıl oldu.
Ha gayret!
Bir de anaların Kürtçe ağıtlarını yasaklarsak arayı bir anda kapatma hatta aşma imkanı var.” (Baskın Oran, Radikal 2, 12 Ekim 08).

Milliyet.com.tr'den alınmıştır.

Read more...

İzleyiciler

  © Blogger template Cumulus by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP