31 Mart 2009 Salı

Once upon a time in New York

1848'den bir New York resmi. O zamanlar buranın adı New Amsterdam değil miydi ya?

Müzayedede 62,500 dolara satılmış. 

Bu çiftlik evinin olduğu yerde şimdi nice gökdelenler yükseliyor. Bu arada bazı sahaflarda süper fotolar oluyor. Sadece bakması bile çok eğlenceli tavsiye ederim. 

Read more...

30 Mart 2009 Pazartesi



Seçimler üzerine

-Dün oy kullanmak için okula gittiğimde başörtüsüz ne kadar az kadın kaldığını görüp bir garip oldum. O an Kılıçdaroğlu'nun kazanamayacağını anladığım andı aynı zamanda. Bu kadar oy çıkarması bile büyük başarıdır. Deniz Baykal'a da son yerel seçimi hayırlı ve uğurlu olsun diyorum bu sonuçla birlikte.

-Kağıthane'nin CHP'li başkan adayıyla Cumartesi günü pazarda karşılaştık. Ona oy vereceğim belliydi ve bunu açıkça söyledim. O an gözümün içine sen ver ama işimiz çok zor bakışını gördüm. Olmayacak duaydı, amin dedik. Olsun varsın. 

-Muhtar adayı genç bir çocuk vardı. Benle yaşıt olabilir belki. Etrafına mahallenin serserilerini toplamasına sinirlendim ve hali hazırdaki muhtara verdim oyumu. Sonucu hala bilmiyorum. Birisi bir yere gelme ihtimaline sahip olduğunda etrafı hemen çakallarla doluyor ya, kıl oluyorum. 

-Sındırgı'da CHP'nin kazanmasına acayip sevindim. Sırıtkan AKP'li belediye başkanı çok güveniyordu kendisine ve Sındırgı halkı bu özgüvenin cezasını verdi. Özgür Ertuğrul'a başarılar dileyelim ve bakalım yaptığı hac açılımı ne kadar tutacak. Malum kendisi 70 yaşın üzerindeki Sındırgılıları hacca götüreceğim vaadinde bulunmuştu. 

-Türkiye'deki bölünme bu seçimlerde çok göz önüne serildi bence. Güneydoğu Anadolu DTP, Sahiller CHP, Muhafazakar Orta Anadolu AKP. Bu bölünme gelecek için referans olmasın lütfen.

-Yandaş basın beni sadece güldürüyor. Güven tazeledi demişler Erdoğan için. Kendisi bile öyle demezken. Gerçekten komikler.  

-NTV'nin seçimler için yaptığı internet sayfası muhteşemdi. Çok kutlarım emeği geçenleri.
 

Read more...

Kirli Sepeti 8. Bölüm
Olimpiyat Stadı'nda Donma Halleri


Read more...

25 Mart 2009 Çarşamba

UEFA ziyareti bitirdi, ben de biter gibi oldum. 


Yarın Ümit Milli maç var. Hem görev hem keyif olacak. Kirli Sepeti'yle ilgili bir sürpriz de olacak. Ama asıl bomba haftaya geliyor.

Finale 56 gün kaldı. 

Seçime 4 gün kaldı. Kılıçdaroğlu kazanırsa çok sevineceğim. Öyle böyle sevinmek değil ama. 

Yaprak Dökümü denen diziyi çözemedim gitti. Ne saçmalıktır ya. Aşk-ı Memnu da apayrı bir olay. 

Blog aksıyor ama daha çok aksayacak. 20 Mayıs'a kadar beni idare edin. 


Read more...

20 Mart 2009 Cuma

Yedinci Bölüm

Read more...

19 Mart 2009 Perşembe

Değişen Zamanlar

Geçen sene Danimarka'ya gittiğimde başıma oldukça ilginç bir olay gelmişti. 

1 sene orada kalmış ve etrafta Türk olmadığı için rahatlıkla Danimarkaca öğrenmiştim kendimi idare edecek kadar. 

Danimarkaca telaffuzun zorlu olduğu bir dil. Telaffuzu öğrenmek için zorlu kelime öbeklerini esprili bir şekilde öğretiyorlar. 1997 senesinde öğrendiğim bu öbekleri geçen sene tanıştığım birisine söylediğimde suratıma garip garip bakmıştı. 

Sanki zaman makinasıyla 11 sene geriden gelmişim gibi bakmıştı bana. Meğersem o tabirlerin modası geçmiş. Yeni öbekler bulup onlara gülüyorlarmış. 

Garibime gitmişti o zaman ama günümüz liselilerinin konuşmalarını anlamadığımda aklıma bu olayı getirip teselli buluyorum:)

Read more...

14 Mart 2009 Cumartesi

Var mısın Yok musun üzerine

Bir süredir Var mısın Yok musun'u takip ediyorum. 

Bir arkadaşım yarışmacı oldu ve 85.000 TL kazandı. Ona faydası dokunsun diye istatistikleri de tutmuştum bir süre. Hala da devam ediyorum. Ben de yarışmacı olmak için başvurdum. Ev almak için bir faydası dokunsun diye. 

Nasıl kazanılacağı konusunda da kafa yoruyorum.

Bir kere 500.000'i kazanacak kişinin felaket cesur olması lazım. Son 4'e dört 500.000 veya onu geçtim 4 kırmızı taşımak çok zor. Dolayısıyla son iki de yaşanan ikilemi aşıp ikramiye kazanmak için cesaret lazım. 

İngiltere'de dün bir kız 1 penny ve 250.000 sterlin varken kutusuna gitmiş ve 250.000 almış örneğin. Bu cesareti gösterecek kişi kazanacak. 

Yarışmaya ihtiyacı olan yarışmacıları aldıkları için Acun Ilıcalı böyle bir riski taşımıyor. Bu tip bir durumda yarışmacı teklifi kabul ediyor. Zaten birkaç kez kutudan 500.000 çıktı. Ama kimse cesaret edemiyor.

4 tane 500.000 iyi bir opsiyon. 24 kutunun 4'ünde 500.000 var. Ama onikisinde de mavi var. Yani iki kutunun birinde mavi var. 4 kutuda sarı, 8 kutuda kırmızı var. Sarıları da geçersen kırmızı olması ihtimali maviden daha az ve bu o kutularda hangi rakam yazarsa yazsın Acun Ilıcalı'nın işine geliyor. Dört kutuya beş yüz bin yazmak yarışmacının aldığı teklifi arttırıyor. Bu da iyi bir şey sonuçta. Ama en büyük lütuf değil.

Bu rakamları kutulara noter koyuyor. Ben bir mantık olduğunu düşünüyorum. Yani gidip iki kırmızı koyuyorsa üçüncüsünü koymam ben olsam. Bu nedenle yarışmacının bir yanını 24 rakamın yazdığı bir listede her açılan kutunun numarasının yanına çıkan parayı yazarsa kırmızı bulma şansını bu mantık yürütmeyle azaltabilir diye düşünüyorum. Tabi bazı yarışmalarda arka arkaya koyabiliyor hain noter:)

Cem Yılmaz yarıştığı bölümde Hamdi Bey'i bulmaya gitmişti hatırlarsanız. Orada Hamdi'nin önünde bir bilgisayar açıktı. Ben o bilgisayarda teklif veren bir program olduğunu düşünüyorum. Çıkan rakamlar sistemden düşüldüğünde program verilecek teklifi söylüyor. Hamdi Bey denilen arkadaş da bu programın elçisi durumunda bence.

Neyse bu kadar Var mısın Yok musun yeter de artar bu bloğa. 

Biraz olasılık bilen bu yarışmada paraya para demez diyorum başka bir şey demiyorum. 

Read more...

13 Mart 2009 Cuma

Recep İvedik 2 ve reklamlar

Tamamen dışlamadığım bir seri bu. Recep İvedik'le vatan elden gidiyor, insanlar kültürsüz, herkes ayı söylemine çok katılmıyorum. Sonuçta kurgu diyor ve geçiyorum. 

Ama anlamadığım bir şey var. Atlas Jet sen nasıl bir firmasın ya. Geçen sene Isparta uçağı düştü. Pilot hatası dediler. Bir sene sonra Recep İvedik'te reklam yapıyorlar. Reklam da şöyle, Recep İvedik kabin görevlisi olarak işe giriyor. Düşersek birşey yapmayın zaten öleceğiz falan diyor. Pilotu kabin dışına çekip fırçalıyor. Bu ne sorumsuzluktur? O kazada ölenlere daha büyük bir saygısızlık var mı yani?

Sizin reklam mecranız Recep İvedik mi yani? 

Filme gelince. İlk filmden daha kötü bence. Sinema yorumcularımızla ilgili de bir yazı yazmam şart oldu.
    

Read more...

Kirli Sepeti 6. Bölüm

Read more...

12 Mart 2009 Perşembe

Sevdiğim şeyler

- Bir gece yolda uyumadan geçirip, sabah eve gelmek. O gün bir işim olmaması. Pijamaları geçirip üzerime yorganı çekip uykumu alıncaya kadar uyumak.

- Hoş bir yerde leziz bir yemek, arkadaşlarla zaman geçirip muhabbet etmek.

- İyi bir bilimkurgu veya felaket filmi.

- İş çıkışı muhabbetle birlikte soğuk bir bira. 

- Sürükleyici bir kitap. 

- Galatasaray'ın Avrupa Kupası'nda oynayacağı bir maçın başlamasını beklerken yaşanan o heyecan.

Devam edecek... 

Read more...

6 Mart 2009 Cuma

Beşinci Bölüm - Konuk Okay Karacan

Read more...

İzleyiciler

  © Blogger template Cumulus by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP